“Aurora”s
Dünyanın çok az yerinde görülen Aurora olarak adlandırılan kuzey ışıkları bu sene de ilginç görüntülerle gökyüzü şöleni halinde bizlere yansıyor. “Kuzey ışıkları, geçtiğimiz ay Dünya’nın farklı yerlerinde obektiflere birbirinden ilginç görüntüler yansıttı. Aurora sırasında görülen ışıklar, Güneş’ten gelerek yaklaşık 450 km/saniye hızla ilerleyen yüksek enerjili elektronların atmosferdeki gaz molekülleriyle çarpışması sonucunda ortaya çıkıyor. Molekül yoğunluğunun santimetreküp başına birkaç atom olduğu 80-150 km arası yüksekliklerde bir atomun çarparak enerjisini aktaracağı bir diğer atoma rastlaması düşük bir olasılık olduğu için atomlar fazla enerjiyi ışık halinde yayıyor. Dünya’nın manyetik alanı nedeniyle, kuzey ışıkları ancak manyetik alanın en düşük olduğu yerlerde yani kutup bölgelerinde görülebiliyor. ” Haberi ntvmsnbc sitesinde gördüm ve resimlerden bir kaçını size aktarmak istiyorum, belki bana da, vay efendim Elif’e de görmek nasip olur diyerek de ekliyorum… daha fazlası için buyrun…
Kanada Quecbec- 25 Mart
Kanada Quebec- 22 Mart
Kanada, Salluit, Nunavik-23 Mart
Grönland-13 Mart

Alaska, Junction Deltası- 14 Mart
Alaska- 13 Mart
Grönland- 16 Mart
Neler dinleniyor…
Ne zamandır doğru dürüst birşeyler dinlemiyordum ama son zamanlarda Hazards Of Love dinliyorum Decemberist’in son albümü, Fatih Skywalker da çok övmüştü gerçekten de güzelmiş ki, herkes dinlesin buyrun indirin, onun dışında nedense kadın vokallere takmış durumdayım, Joanna Newsom çok dinliyorum evet hem de eski albümü The Milked Eyed Mender evet, hele ki ilk şarkısı Bridges and Baloons çok güzel değil mi ya söyleyişi o sesinin kısık tınısı, çok güzel değil mi dinleyin ya bulmak dinlemek ne kolay artık…
Sonra özellikle burada bahsetmek istediğim iki şarkı var elif’ten geliyo bu iki şarkı da, o da blog yazsa da direk sizi o bloga yönlendirsem istiyorum, i rather dance than talk, kime diyorum, yazılsın o bloglar lütfen eheh =) İki şarkıdan ilki Loney, Dear diye bir kişinin olup, gerçek kişi, kurum ve kuruluşlarla bu kişinin bi ilgisi yoktur, ille ki böyle demek istedim naapcem, öyle güzel bir şarkı ki La Fever, hiç durmadan dinliyorum, hatta bu farkedilmiş Last Fm de ve durmadan dinliyorsun diye hollandalı bir adamdan bağırı aldım sayfama, çok dinliyorum evet durmadan… Şarkının sözlerini yazacaktım ama bulamıyorum, hepsini de çevirmeyi bilemiyorum, ama çok güzel keşke dinleseniz… Başka güzel bir şarkısının sözlerini yazmalıyım öleyse diye düşünüp;
I was only Going Out (Loney, Dear)
I was only going out to get some air.
I was only going out to get back in.
By the time I saw the city lights fade out,
in the backseat of your car that’s when I found
and I wish it didn’t bother me no more
All the things that made me dark for such a time
And I’d sell my heart to make it right
I could run from it, but it always catches up.
And I’m always sad, always something in the way
And I most don’t like myself or what I do
Would you listen if I told you I was wrong
Would you take it back? Will you take it back?
Yeah I used to make you songs so easily
Things have turned so different from now
Cause I’m always sad and I always turn you down
Don’t take me down, don’t take me down.
[ Loney Dear Lyrics are found on www.songlyrics.com ]
How I told you about the titans in my dreams
How the large ships that are floating next to me
And I dreamt my bed was lying in the part
And the white heart of propulsion next to me
And I used to make you songs so easily
But things have turned so different from now
Cause I’m always sad and I always turn you down
Don’t take me down, don’t take me down
I get a fever when I try to get along
And I really don’t think I’m okay
Cause I”m always sad and I always miss the boat
Don’t take it back, don’t take me down
Da na na na na na na ….
İkinci şarkım ise M.I.A’dan geliyor, ki Slumdog Millionaire filminin film müziklerinden de tanıyoruz kendisini, oldukça şahane, oldukça neşeli, onca yıldan sonra bu şarkı cep telefonuma ses oldu, Caribo Pelican Narrows’tan vazgeçtim Paper Planes için, bulun dinleyin, çokzel =)
Paper Planes (M.I.A)
I fly like paper, get high like planes
If you catch me at the border I got visas in my name
If you come around here, I make ‘em all day
I get one down in a second if you wait
Sometimes I think sitting on trains
Every stop I get to I’m clocking that game
Everyone’s a winner, we’re making our fame
Bonafide hustler making my name
All I wanna do is (BANG BANG BANG BANG!)
And (KKKAAAA CHING!)
And take your money
Pirate skulls and bones
Sticks and stones and weed and bongs
Running when we hit ‘em
Lethal poison through their system
No one on the corner has swagger like us
Hit me on my Burner prepaid wireless
We pack and deliver like UPS trucks
Already going hell just pumping that gas
All I wanna do is (BANG BANG BANG BANG!)
And (KKKAAAA CHING!)
And take your money
M.I.A.
Third world democracy
Yeah, I got more records than the K.G.B.
So, uh, no funny business
Some some some I some I murder
Some I some I let go
Some some some I some I murder
Some I some I let go
Syberia

2002 yılında çıkan bu fantastik Adventure oyunu, dünyada yapılagelmiş anketlerin çoğunda, en iyi adventure oyunu sıralamasında ilk ona girmekle kalmamış, genelde ilk sıraya oturmuş durumdadır. Yıllardır bulamadığımız bu oyun, Elifle benim Beşiktaş semalarında ilginç kişilerle karşılaşmamıza vesile olmuştur, öyle de Adventure sever kişileriz anlatılmaz eheh. Maus tık olan bu oyunumuzda, Kate Walker kahramanını yönetmek görevimiz. Kate Walker bir hukuk firmasında veraset üzerine çalışıyor. Bir fabrikayı satın almak isteyen bir şirketle fabrika sahibi arasında anlaşma imzalamak için Avrupa’da Valedilaine diye bi yere giden Kate Walker, gider gitmez, garip robotumsu canlılar ve bir cenazeyle karşılaşıyor. Bu ilginç gelse de Kate’e daha da ilginç olaylar henüz başlamış değil.

Kasabadaki oteli işleten adamdan örendiğimiz üzere fabrikayı bize devredecek olan Anna Wohlberg ölmüş durumda, ama onun ölü sanılan kardeşi Hans ise hala yaşıyor. Fabrikayı müşterisine devretmek için Otomatonlarla dolu bu kasabada sınırlı hareketlerle de olsa uğraşmak zorunda kalan Kate, kendine Momo ve Oscar isminde dostlar da edinir. Momo biraz gerilemiş zekada içine kapalı ama dürüst bir çocuktur. Anna ile yakın bir ilişki kurmuştur. Oscar ise ayaklarını taktığımız gayet konuşkan ve kibar bir Otomatondur.

Daha Otomaton ne onu anlayamadan, bambaşka durumların içine düştüğümüz anlaşılır. Pek çok işi Otomatonların yaptığı bu garip kasabada yapılcak işimiz ve kaldırmamız gereken nereye gittiğini bilmediğimiz bir tren vardır.

Ne zamandır aradığımız deli gibi oynamak istediğimiz bu oyunu en sonunda buldum ve oynamaya başladım, dönemine göre oldukça başarılı bulduğum grafiklerinin yanında, müzikler ve senaryo çok etkileyici bana soracak olursanız. Kate ilginç bir karakter, şehir hayatının alışkanlıkları kasabada pek işine yarıyor sayılmaz, hatta başı iyice karışacak gibi görünüyor.

Tüm bunların dışında Otomatonlar bence aşırı sevimli. Şimdilik treni kaldırdık, bakalım ilerleyen bölümlerde ne gibi gizemler çözmeye girişcez, ne gibi ilginç olaylarla karşılaşacağız. Bir yerden bulup bu The Longest Journey’le birlikte şimdiden efsaneleşmiş oyunu mutlaka oynayın 2.sini de oynayın evet Syberia II, mamutları görmeyi kim istemez ki, he evet The Longest Journey’i de hem ilk hem de ikinci oyun halinde oynamanız mümkün, 3. oyun da çıkıcak diyorlardı ama durun bakalım, henüz bir dedikodu yok, şimdilik söyleyeceklerim bu kadar, ama oynadıkça yazacağım…

Elm Sokağı Kabusları

Sinema tarihine adını korku dalında altın harflerle yazdıran efsane seri Elm Sokağında Kabus filmleri ilk olarak 1984′te Wes Craven tarafından çekilmeye başlandı. Doğum tarihime, ya da 1984′e denk gelmesini hiç bir zaman tesadüf saymadığım pek çok olay gibi bu filmin tarihi de yerli yerinde olmuş. Benim bildiğim 7 Sinema filmi halinde hayranlarıyla buluşan filmin her bölümü biz daha küçük çocuklarkene ekranlarımızdan bizlere yansıdı. Efsaneyi başlatan ilk filmin yazar ve yönetmeni Wes Craven olsada, New Nightmare’e kadar bu durum bir daha tekrar etmedi, her bölümü farklı yönetmenler yönetirken, yazarlar arasında Wes Craven hep bulundu. New Nightmare filminde ise tekrar yönetmenlik koltuğuna geçti Wes Craven.

Bir korku filminde ne olması gerekir sorusuna aranan yanıtların pek çoğunu karşılayan seri özellikle rüya atmosferi ve efsanevi kötü karakter Freddy Kruger’ın kurbanlarını rüyalarında, yani en savunmasız hallerinde öldürmesi ise bir mit haline geldi. Önümüzde eli bıçaklı bir katilden çok daha fazlası duruyordu, espriden anlayan, kurbanları için ironik ölüm yöntemleri kullanabilen, öfke dolu, yenilmez, ölse bile mutlaka bi yolunu bulup geri gelebilecek şekilde tasarlanmış bir karakterdi Krueger. Kıyafetleri ise o dönemden bu yana hala insanların üzerinde görübilecek şekilde ünlenmişti. Kırmızımsı ve yeşilimsi çizgili kazağı, yanık yüzü, bıçaklı eldivenli elleri ve Robert Englund’un oyunculuğuyla Freddy uzun yıllardır hepimizin hem ürktüğü hem de hayran olduğu bir karakter olmayı başardı.

Bu yazıyı niye yazıyorsun diye soracak olursanız, bir dönemin Şeker adamın Laneti, Merdiven Altındakiler, Geri Döndüler, Yaşayan Ölüler Cehennemi gibi filmleriyle birlikte anılan korku furyasının içinde, en sevdiğim seriyi bugüne kadar yazmamış olmam nedenlerden bir tanesiyken, öteki nedenin ntv’de gördüğüm haberi araştırmam üzerineydi. New Line Sinemanın Yüzüklerin Efendisinden sonra en çok gişe yaptığı film serisi yeni çekim bir versiyonla aramıza geri dönüyor. Film serimiz sırasıyla A Nightmare On Elm Street-Wes Craven (1984), A Nightmare on Elm Street Part 2: Freddy’s Revenge-Jack Sholder(1985), A Nightmare On Elm Street; Dream Warriors-Chuck Russell (1987), A Nightmare On Elm Street; Dream Master- Ranny Harlin(1988), A Nightmare On Elm Street; The Dream Child-Stephen Hopkins (1989), Freddy’s Dead; The Final Nightmare- Rachel Talalay (1991), A Nightmare On Elm street; New Nightmare-Wes Craven (1994). Başka iki film daha söylüyorlar ama ben bu filmleri bir de bunlara ek olarak Freddy vs. Jason (Ronny Yu-2003) filmini biliyorum (ki Freddy’nin yenilmesini hala aklım almıyor, hala kızıyorum senaryoya), tv serileri halinde de çekilmeye çalışılmış ama başarısız olmuş sanırım.
Filmlerin capslerinin bulunduğu, ayrıntılı resimlerle süslenmiş bir sayfa için TIKLAYIN. Benim seride en sevdiğim filmler şüphesiz ilk film ile 4. film olan Dream Master’dır. 4. Filmdeki Alice karakteri mi beni çok etkilemiştir bilinmez ama, döndürüp döndürüp bu bölümü izlemişliğim vardır, onun da hemen resmini koyalım…

Yönetmen koltuğunda Samuel Bayer’in bulunduğu 8. film, yine çok sevdiğimiz New Line sinema tarafından çekilecek, yazarlar koltuğunda ise Wes Craven görünüyor. Hepimizin merak ettiği Freddy Krueger’i kim oynayacak sorusu ise tazecik yanıtlanmış durumda, Watchmen filmindeki aktörümüz Jackie Earle Haley. Freddy Jason’a karşı filminde benim yaşadığım fiyasko bu filmde de yaşanır mı bilinmez ama, Freddy’i şöyle günümüzün özel efektleriyle, yine rüya ortamlarında salınırken görmek bulunmaz bir kyeif olacaktır gibime geliyor benim. Yeni Krueger’ımızın ise bir resmini aşşağıda vereyim, bana gayet iyi göründü bu seçim. Heyecanla bekliyoruz, gelişmeleri aktarmaya devam edicem, ama bildikleriniz varsa paylaşmaktan çekinmeyin =)
