philiser’s Blog

!f İstanbul 2009

Posted on: Ocak 30, 2009

f

Arkadaşlar her sene olduğu gibi bu sene de adım adım festival zamanına yaklaşıyoruz, en sevdiğimiz festivallerden olan !f’in keyfi ise çok başkadır… 12 Şubatta başlayacak olan 8. Uluslararası Bağımsız film Festivalinin filmleri ve gösterim tarihleri burada http://2009.ifistanbul.com/ . Birsürü harika film var, oscar adaylığı olan filmlerin galaları da yine bu festivalde, hepsine tek tek bakıp kendi listemi oluşturmuş olmakla birlikte, bilet alımları esnasında oluşan sıra gerçeğinden fazlasıyla haberdar olduğum için de, gitmek istediğim ama gitmeyi başarıp başaramayacağımı bilmediğim filmleri listeleyip aşşağıya yazıyorum, siz de koşun gelin, birlikte izleyelim, noolcekki, buyrun ;

13 Şubat Cuma:  Sauna: 17.00 Beyoğlu Emek Sineması:  Fantastik filmler başlığı altında gösterime sunulacak bu film Antti-Jussi Annila adlı yönetmenin elinden çıkma. İki kardeş olan Eric ve Knut’un (biri deneyimli bir asker diğeri de iyi bir haritacı olan) savaş sonrası bir komisyonla sınır belirlemek üzerine çıktığı yolda fantastik kayboluşlarını anlatır. Grup Tanrının unuttuğu bir bataklıkta saunası olan bir köye varır. Kir, iki şey birbirine dokunduğunda arda kalan izdir. Yani aslında tüm anılarımızı oluşturan maddedir.

14 Şubat C.tesi: Beatiful Losers: 17.30 Beyoğlu AFM Fitaş: Senden Başka başlığı altında gösterime sunulacak bu film Aaron Rose adlı esasen küratör bir kişinin ellerinden bize sunuluyor. Güzel Kaybedenler bir kuşağın en etkili kültürel hareketlerinden birinin ardındaki heyecanın ve ruhun bir kutlaması niteliğinde.”

sky_crawlers_

14 Şubat C.tesi : The Sky Crowles: 19.00 Beyoğlu Emek Sineması: Sukai Kurora’nın yönetmenliğinde çekilen anime oldukça fazla ödül almış. “Tanıdık ve alışılmadık manzaraların birleştiği modern bir dünyada geçen filmde, hafızaları bomboş olan Kildren’ler, hiçbir zaman büyümeyen çocuklardır. Çatışmalarda öldürülmedikleri sürece donuk bir ergenliği sonsuza dek yaşamaya mahkum olan bu insan ırkından savaşçı pilotlar; dünyanın, herçek savaşları uzakta tutmak adına ihtiyaç duyduğu “savaş” oyununu oynayarak Avrupalıları gökteki çatışmalarıyla eğlendirmek için işe alınmışlardır.”

tokyo_new_1

15 Şubat Pazar: Tokyo: Bong Joon-Hoo, Leox Carax, Michel Gondry bizlere Tokyoda geçen 3 şahane öykü anlatıyor. Yaratık filminden tanıdığımız Bong Joon Hoo Tokyo sallanıyor adlı ilk öyüde; Hikikomori adı verilen ve hiç evine treketmeyen birinin deprem anında evine gelen ve bayılan pizzacı kıza aşık olması ve kızın evi terketmesiyle oluşan garip yönlerden bahsediyor. Leox Carax (Köprü Üstü Aşıkları) Bok’ta ise bizlere, Kanalizasyonlarda yaşayan ve Tokyo kentine anlaşılmaz hareketlerle karmaşa salan bir adamı anlatıyor. Michel Gondry (Rüya Bilmecesi, Eternal sunshine of the Spotless Mind)  ise İç Mimari ile bize, hayali film çekmek olan Hiroko’nun hayatının yavaş yavaş kontrolünü kaybetmesini anlatıyor, bir sabah uyandığında göğsünde bir boşluk olduğunu farkeden Hiroko, sarpa saran bişiyler olduğunu farkediyor.

15 Şubat Pazar: Lynch: Behind The Curtain: 19.00 Beyoğlu Emek Sineması: David Lynch son eseri Inland Empire’ı çekerken, iki yıl boyunca kaydedilen 700 saatin üzerinde görüntünün kurgulanmasından oluşan film, Lynch’in yaratıcı sürecinin yakından bir portresi. Lynch fikirlerin güzelliğini keşfederken, biz de onunla birlikte, onun benzersiz sinemasal vizyonunu belirleyen soyutluğun içinde bir yolculuğa çıkıyoruz. Yönettiği birsürü filmin nasıl oluştuğu üzerine belki de ipucu verecek olan bu belgesel tarzındaki film, kaçırılacak gibi değil, koşun Lynch heyranları, kime diyorum pişttt =)

16 Şubat P.tesi: The Sky Crawlers: 19.00 Beyoğlu Emek Sineması

17 Şubat Salı: Religulous: 15.00 Beyoğlu Emek Sineması: Seinfeld’den tanıdığımız Larry Charles Tanrı üzerine sohbetler edildiği ilginç ve komik bir filme imza atmış, bakalım neler demiş =)

franklyn

17 Şubat Salı: Franklyn: 19.00 Beyoğlu Emek Sineması: Fantastik filmler bölümünde Gerald McMorrow’un yönetmenliğinde gösterilecek olan Franklyn Günümüz Londra’sı ile hayali gelecekteki, inanç ve dini fanatizmin hüküm sürdüğü tekdüze bir metropol olan Meanwhile City. Körfez Savaşı gazisi, dini bütün Esser, Londra’nın evsizlerin hükmündeki karanlık sokaklarında kayıp asi oğlunu aramaktadır. Otuzlarındaki Milo, gerçek aşkın saf ve güçlü duygularına tekrar sahip olmak için çabalayıp durmaktadır. Çekici ve yaralı güzel sanatlar öğrencisi Emilia, hayat ve ölümü ayıran ince çizgide gidip gelen intihar konulu sanat projeleri üretmektedir. Şehrin tek ateisti, başına buyruk maskeli detektif Preest sokaklarda intikam peşindedir. Tek bir kurşun, bu dört kayıp ruhun kaderini beklenmedik bir şekilde belirleyecektir.

18 Şubat Çarşamba: The Pleasure of Being Robbed: 13.oo Beyoğlu Fitaş AFM: Hepimiz doğuştan depresifiz; kendimizi ne kadar meşgul edebiliyoruz, işte tüm olay bu sloganıyla Amerika’dan yeniler bölümünde gösterilecek olan filmde; New York’ta yaşayan Eleonore her yerde, yabancıların çantalarında bile bir şeyler arıyor. İnsanlar çantalarından çalınanları fark edince, yani Eleonore’un işi bitince, yüzlerinde acı bir gülümseme ile kalakalıyorlar. Soyulmanın Hazzı, en acı verici ve en güzel, en üzücü ve en komik, gerçek ve gerçeküstü, hasıraltı edilen ve dışavurulan yanlarıyla yalnızlığın bir portresi. Ve bir not, yönetmen Joshua Safdie 84 doğumlu=)

19 Şubat Perşembe: Back Soon:  15.00 Beyoğlu Emek  Sineması: Kuzey Işıkları adı altında gösterilen film; Anna Hallgrimsdottir iki oğluyla beraber Reykjavik’te yaşıyor. İzlanda’nın soğuğundan bunalmış, işini devredip yurtdışına çıkmaya karar veriyor. İşi, yani esrar satmak, çok kazandıran bir iş ve o da bunu iyi bir ücret karşılığında devretmek istiyor… İşi -ve tabii cep telefonunu, keza müşterileri ona bu cepten ulaşıyorlar- devredeceği uyuşturucu satıcısı 48 saat içinde parayı hazır edeceğini söyler. Bu sırada Anna İzlanda’ya has her türlü aile meselesi ile uğraşır; mutfağı, günlük yeşilliklerini almayı beklerken partileyen müşteri/arkadaşları ile dolar taşar.

a_zona_01

19 Şubat Perşembe: Uprise: 17.00 Beyoğlu Emek Sineması: Sandro Aguilar yönetmenliğindeki film; Birini kaybettiğimizde, boş kalan alanlarda bizi duvarlarla bir yapan ortak bir vicdan belirir cümlesiyle açılan Keşif filmleri içinde gösterilecek filmde, her karakter bir sevdiğini kaybetmenin ruh hali içindedir. Bir zamanlar babasının yaşadığı apartman dairesinin boşluğuna alışmaya çalışan bir adam. Gözlerden uzak bir köyde geri dönmeyecek kocasının yolunu gözleyen hamile bir kadın. Yüreklerini ağırlaştıran hüzünleri ve kasvetli duruşları, bu insanlara sanki anestezi altındalarmış havası veriyor: Aksak ilerliyorlar, dinlenecek bir yer arar gibiler. Bu yoğun yalnızlık hissi titizlikle kurgulanmış müzikle birleşiyor. Diyalog az, sesler ise ancak gerektiği kadar.

20 Şubat Cuma: Better Things: 17.00 Beyoğlu Emek Sineması: Keş!f filmleri adı altında gösterilecek olan filmde, Gail’ın agorafobisi onu içeriye, aşk romanları okuyarak kendini kaybettiği, anneannesi ile paylaştığı eve hapsediyor. Bu iki kadın ufak adımlarla birbirleriyle yakınlaşmaya çabalıyorlar. Rob kız arkadaşını kaybetmiş olmakla başa çıkmaya çalışıyor. Gladwin çifti, 60 yıllık beraberliklerinde bir dönüm noktasına gelmişler: Senelerce konuşulmayan gerçekler aralarında bir duvar örmüş bulunmakta. Sevgisinde sadık Bayan Gladwin küçük hareketleriyle bu durumu ikisi için de aşmaya çalışıyor. Film Duana Hopins yönetmenliğinde karşımıza çıkıyor.

21 Şubat C.tesi: Afterschool: 12.30 Beyoğlu Emek Sineması: Bir ilk film niteliğinde olan Afterschool yine Keş!f başlığı altında gösterilecek. !984 doğumlu Antonio Campos filmde bizlere, ölümün kurgusallığının çözümlenmeye çalışıldıkça tehlikeli bir hal alacağından bahsediyor. Robert, Amerika’nın Doğu yakasının seçkin liselerinden birinde okumaktadır. Çekingen ve içine kapanıktır; zamanının büyük çoğunluğunu nette porno sitelerinde gezinerek ve “gerçek gibi görünen şeylerin” kliplerini izleyerek geçirir. Bir gün ortalıkta dolanırken kazara iki genç sınıf arkadaşının trajik ölümüne kamerasıyla tanıklık eder. Okul yönetimi, öğrencilerin bu olayın şokunu atlatmalarını hızlandırmak amacıyla, ölen iki kızın anısına bir video hazırlanmasını uygun görür. Ancak bu görev hem öğrencileri hem de öğretmenleri huzursuz ve paranoyak bir ruh haline iter.

baghead-poster

22 Şubat Pazar: Baghead: 17.00 Beyoğlu Emek Sineması: Duplass Kardeşlerin yönetmenliğinde amerika’dan yeniler başlığı altında gösterilecek olan film, “Kafasına kese kağıdından torba geçirmiş bir adamı” konu alan komik, samimi, sempatik ve evet, biraz da korkunç bir film. Arkadaşlarının bir filminin başarısından esinlenen dört arkadaş haftasonunu geçirmek üzere ormanda bir eve kapanırlar. Amaç, ortada fazla bir fikir olmasa da, hepsinin önemli rollere soyunduğu, onları ünlü yapacak bir şaheser yazmaktır. Oraya vardıklarında, tahmin edileceği üzere, aralarında aşk ve arzu filizlenmeye başlar ve karakterlerden biri ormanda kafasına kese kağıdı geçirmiş bir adam gördüğünü iddia eder.

Tabiki biletleri alabilmenin nasıl eziyetlere dönüştüğünü hepimiz biliyoruz, Elif’le bi dönem kafamız ataş yağdığını düşünmek hatırlamak bile istemiyorum ki aa bakın yine hatırladım eheh, şimdi biletler bi alana bi bedava, o yüzden koşun, gelin, eklemlenelim, ucuza film izleyelim, hem de çok güzeller, bilet sırasına da birlikte girelim hatta eheh, böyle de çıkarım var blogdan, bildiğin davetler ediyorum, neyse işte, heyecanlıyım bi de şöyle diyor sitede; !f Istanbul festival biletleri 1 Şubat’ta http://www.mybilet.com üzerinden ön satışta, 7 Şubat tarihinden itibaren Beyoğlu AFM Fitaş, AFM İstinyePark, AFM Caddebostan Budak, Beyoğlu Emek Sinemaları gişelerinde ve Capacity AVM, Cevahir AVM, Profilo AVM, Kanyon AVM, Erenköy, Ümraniye, Nişantaşı, Beyoğlu D&R’larda.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Philiser

Serbest Çağrışım Engellenemez... Marks'tan ve Engels'ten tam bağımsız olarak oluşturulan bu blog manifestosu, bir bardak kahve, bir dilim pasta eşliğinde yürürlüğe girmeyi beklemektedir. Sonuçta gökkuşağının altından çok atlar geçecektir, hipopotamlar ise her zaman çok vahşi olmayı sürdürecektir.
Blog yukarıdaki zeminden aldığı hareketle daireler çizerek bir dertler anlatır. dinleyiniz..

Twitter

Hata: Twitter yanıt vermedi.Lütfen birkaç dakika bekleyip bu sayfayı tazeleyin.

Ocak 2009
P S Ç P C C P
« Ara   Şub »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  
%d blogcu bunu beğendi: