philiser’s Blog

Archive for Mart 2009

kaynakpg2

Darren Aranovsky’nin yönetmiş olduğu bu filmi bu kadar geç izlemiş olmamın nedeni biraz da festival biletlerimin işlerim dolayısıyla yanmasından ötürüdür. Yönetmenimizi Pi, Requem For A Dream, The Wrestler filmlerinden hatırlayabiliriz hemence, hatta dedikodu yapmak gibi olmasın ama 2010 yılında bir de Robocop çekme kararı almış yönetmenimiz, ayrıntılar konuşuldukça buradan duyuracağım.

Filmde Hugh Jackman ve Rachel Weisz hemen dikkatimizi çeken oyuncular oluyor. zaten film süresi boyunca genelde ikisine odaklanıyoruz ama başrolde her zaman izzy’nin fısıltı halinde “Finish it!” diye ısrarladığı hikaye var. Filmimiz 3 hikaye şeklinde izleyicilere aktarılıyor. Öncelikli olarak saçlarını kazıtmış bir Hugh Jackman görüyoruz ve onun bir ağacın dibinde meditasyon yapmasına bakıyoruz. ağaç oldukça yaşlı ve enteresan geliyor gözümüze, Tommy ağaçla konuşuyor, çok az kaldı dayan diyor, burası dünya değil yıldızlarla çevrili uzayda biryer. Bunu anlamıyoruz, derken hemen arkasında, beyaz kar kıyafetleriyle izzy beliriveriyor ve ona, yılın ilk karı yağıyor, hadi benimle gel diyor, tommy gelemeyeceğini belirtiyor, izzy’nin ısrarları fayda etmiyor.Bu sırada hugh jackman’ın saçlarının uzadığına şahit oluyorz, mekan ise hastane koridorları ve izzy yine kar kıyafetleriyle ve dışarıya çıkıyor, tommy’nin doktor olduğunu birazdan gireceği bir ameliyatta anlıyoruz, özenle ameliyat ettikleri şey bir maymun, derken Tommy’nin aklına önceden hazırlmış oldukları bir ağacın özünden oluşan formülü bir başkasıyla karıştırmak geliyor ve bunu maymuna enjekte ediyorlar. sonraki sahnelerde ise izzy’nin beyninde ölümcül bir tümor  olduğunu ve tommy’nin bu tümörü küçültmek adına bir takım formüllerle uğraştığını görüyoruz. Bir yandan da ortaçağ İspanya’sında bir prensesin (yine Rachel Weisz) adamlarını (liderleri Hugh Jackman) hayat ağacını bulmaya yolladığını ve engizisyondan kaçmak için tek çarenin ölümsüzlük olduğunu söylediğini duyuyoruz.

fountain

Tüm bunlar olurken izzy ve tommynin birbirlerine olan tutkularını, izzy’nin ölümün anlamını çözmesini ve tommy’nin bunu kabullenememesini izliyoruz. İspanyada geçen hikayenin ise izzy’nin kitabının bölümleri olduğunu yavaş yavaş farkediyorz. kitabın son bölümünü kocasının yazması için boş bırakan izzy, zaman zaman bir hayal şeklinde, fısıltıyla tommy’e “finish it” diyor. tommy ise “nasıl biteceğini bilmiyorum” diye cevaplıyor, izzy ise “biliyorsun” diyor.

görüntülerin inanılmaz bir akıcılıkla gözümüzün önünden geçtiği adeta kadife tonlarına olan bu filme eşşiz güzellikte müzikler eşlik ediyor. Hugh Jackman’in da oyunculuğunun güzelliğinden bahsetmeden geçemeyeceğim, öyle sade öyle doğal ki, hemen hikayenin içine kayıveriyor, 3 ayrı hikayeye de kayıtsız kalamıyorsunuz. bazen ters bazen de düz ama karmaşık açılarla filmi bizlere aktaran Darren Aranovsky’nin bence son yıllarda yapmış olduğu en iyi çalışma bu film. Filmin sonuyla ilgili spoiler vermek istemiyorum, herkesin izlemesi görmesi gerekiyor ama, geçekten öyle çok beğendim ki, beğenimi sözlerle anlatabilmek oldukça zor. bir daha ve bir daha izledim evet, sizlere de tavsiye ediyorum, elif ve mehmet’e de bana ısrar ettikleri için teşkkürü borç bilirim efendim…

thefountain7

Reklamlar

sir-dosyasi

Taylan Biraderler İftiharla sunar evet, gururluyum, ben ilk bu projeyle tanıdım bu Taylan Biraderleri ve işleriyle iftihar etme meziyetlerini ki bence bu diziyle etmeliler de. Bi düşünün ben o dönem orta üçteyim ya, kimsenin rakamlara ihtiyacı yok ey okuyucu boşgeç onları, ama küçük sayılırım yahu, türk ekranlarında ilk defa 16 mm lik sinema filmi kullanılarak çekilmiş diziydi ki bence Yaprak-Durul Taylan kardeşlerin şimdiye kadar yaptığı en iyi iştir.

Taner Birsel’in Sedat karakterini canlandırdığı ve ilk bölümünde bu polis kişisinin Mavi Büroya atandığını görürüz. Evet dizimiz bariz bir şekilde X-Files’a benzemektedir ve de bu durumu reddetmez. Mehmet Günsur ise saf ve genç polis Ayhan rolündedir, inanılmaz bir hafıza sorunu yaşadığından ötürü (Bkz. Alzheimer) ona her söyleneni yazmak suretiyle küçük bir not defterine kaydeder. Öteyandan karizmatik Mulder Sedat’ın hafızası ise oldukça iyidir, gayet de güzeldir. Tam da Scully nerde derken, doktor Alev hanım, kızıl saçlarıyla otopsi masasında beliriverir ve mütemadiyen dizinin tüm bölümlerinde otopsi yapar ki bu hiç iyi bişiy değildir, bizzat gördüm, bulundum oradan biliyorum, ama karizmasıyla doktor Alev hanımı seviveririz aniden, boşluk dolmuştur. Dizinin ik bölümünün adı 3harfli köy’dür eheh. Birileri Karabaht Köyünde geçen garip hiklayelerden bahsetmektedir ve Sedat kişisi bilge babasının yanına giderek bu köy hakkında ve orada bulunan bir kuyu hakkında bilgi almaya çalışır. Sedatın babası ilginç bir kişidir, bilge bir adamdır, araştırmacıdır, tarihe meraklıdır, evinde, çalışma odasında o zamanlardan aklımda kalan bir mantar pano, kesilmiş gazete küpürleri, büyük ve eski bir kütüphane vardı, ve oğluyla arasındaki sevgi dolu konuşma hali, baba kişinin Karabaht ismini duymasıyla değişti; “Oraya gitme oğlum, bu konudan, o köyden ama özellikle de kuyudan uzak dur!” diyerek konuyu kapadı. Ama huzursuz Mulder kişilik Sedat babasını dinlemedi ve o köye doğru yola çıktı. Yolda karşısına çıkan bir köylüye Karabaht Köyünü sorduğunda ise, o köy 3harflilerle doludur, oraya gitme evlat yanıtını aldı. Daha sonra kuyu sahnesine, korkusuz Sedat kişisinin kuyunun içinde bayılıp, bilinçsiz şekilde çöl gibi bir yerde uyanmasına şahit olduk. Birtakım arabalı, takım elbiseli adamlar ki yanlış hatırlıyorsam düzeltin, bu konudan uzak dur Sedat, seni uyarıyor ve her an izliyoruz diyerek Polis Mulder kişisini tehdit ettiler.Sanırım iki bölümün özeti böyleydi.

3. Bölümün adı Gecegelen’di, bir kadının paranormal bir şekilde tecavüze uğrayışını ama, yanında hiç kimse olmayışını izledik ve polis kişilerimiz olayın peşine düştüler. 4.Bölümün adı ise Külkedisiydi ve gece eve geç gelen varoşlarda yaşayan kızların erkek arkadaşlarıyla ilişkiye girenlerini orağı ile bulup avlayan bir adam vardı bu bölümde adı Melekçi miydi, sanırım, oldukça ürkütücüydü evet.

5. bölüm ise Almanyadan gelen Satanist adıyla son bölüm olarak yayınlandı. Bu bölümde Almanya’dan gelen bir adamın tüm apartmanını satanist yapmaya çalışması ve apartmandakileri de toplayarak bodrum katına pentegram çizmeye kalkışması bölümdeki ilginç olaylardandı, acaba müziklerini Demir Demirkan’ın Ahura yali yelaaahh diye yapmasıyla ve eski grubu pentegrama ufak bir selam edilmiş olması olası mı diye düşünüyorum evet.

Dizi filmimiz bütçe yetersizliğinden 5 bölüm sonra yayından kaldırırldı, dizinin bölümleri senelerce tekrar tekrar verildi ve ben hep izledim, hatta oldukça korkutucu buldum, geceleri uyumakta zorlandım doğru, diziye kalitesiz diyenleri işte tam da burdan kin ve nefretle kınıyor, o zamanlar absürd senaryolar yazılabiliyormuş, şimdi nerde o cesaret diyerek bağırıyorum. Neymiş marketteki kadın aniden “ışık ne kadar önemli değil mi” demiş çok saçmaymış, yaa evet de, sanki X-Files denen 9 sezon çekilen dizide herşey mantıklı mıydı, hey yareppim delirtcekler beni, ya bi bulan olsa, torent, rapid, dvd felam bulsak alsak tekrar izlesek, ya da yeniden yayınlansa… Bi de dizimiz o dönemde düblajsız, sesli çekiliyormuş, bi de Eşkiya mı öyleydi yine o dönemden, sanırım evet, bu çok güzel birşey bence, her dizi böyle olmalı, keşke yayından kaldırılmasaydı, dizinin jeneriği http://www.youtube.com/watch?v=llw0tb3dsoa bu adrese bi şekilde ulaşabilirseniz izlenebilir. Buyrun müziğini de bir daha duymuş olun hem.

Sonuç olarak Sır Dosyası candır, hayır Mehmet Günsur’u sevmiyorum, ama Taner Birsel candır, ve bu Alev gadını gerçekten de Scully gibi gönlümüzü aniden fethetmiştir…Government denies the knowledge, paranormal activities, trust no one, fight the future, the truth is out there!!

Kullandığım resim flickr.com/photos/yusufyusuf85/2277226769/ bu adresten alınmıştır, buyrun tıklayın, bakın =)

çok seviyorum evet, ne robotlar geldi, ne robotlar geçti esasen şu beyaz perdeden değil mi, azıcık bir göz atalım, sizlere ilk son, ortanca gibi gözağrılarım olan robotlardan bahsedeyim buyrun, bi de okurken flight of the conchords adlı gruptan robots şarkısını dinlemenizi tavsiyelerim, çok şahane =)

r2-d2

r2d2

Starwars serisinin kahraman olduğu kadar dost canlısı, bilgisayardan çok iyi anlayan bu sevimli robotu, konuşmaz, sadece bir takım ıslıkımsı sesler çıkararak iletişim kurar ama biri konuştuğunda da söylenenleri gayet iyi anlar, hem Luke’a hem de Anakin’e yaverlik yapmıştır uzun yıllar, yeni modelleri çıkmış olsa bile Starwars evreninde hemen her kahraman er ya da gadın kişi, r2d2’ya ihtiyaç duyar, çok becerikli bir uçuş arkdaşı, duygusal ve iyi bir kankadır =))

3po1

3po

r2d2’nun en yakın arkadaşı şüphesiz 3po’dur, biraz pimpirikli, biraz korkak, biraz da çok konuşsa da, çok iyi bir hizmetkardır ve negatif özellikleri sadece kullanılmak üzere olduğu alanların dışındaki olaylarda ortaya çıkar, esasen 6 milyon dili akıcı şekilde konuşabilen 3po, becerikli hizmetkar, zorraki kahraman ve iyi bir dosttur =)

A Hitchhiker's Guide To The Galaxy

Marvin

Bir otostopçunun galaksi rehberini bildiyseniz, Marvin sizin vazgeçilmezinin olmalı, öyle depresif, öyle bunalımdaki, kıyamam ya kafası da o kadar büyük ki ve herşeyden o kadar şikayetçi ki, naapsın ey okuyucu, eheh, naapsın ki işte bu marvin robot kişisi, çok mutsuz, ama çok iyi dost, dürüst kanka, he biraz çok söyleniyor, çok şikayeti var, hatta filmde bi sahnede, empati silahıyla karşısındaki kötü yarantıkları vurduğunda, hiçbiri onun depresifliğini taşıyamadı, hepsi yerlere düştüler, intihar edenler oldu, eheheh, düşünün ne ağır yükü eheh =))

stormtrooper

StormTrooper

bu robotlar yine starwars evreninin bir parçası olup, genelde karanlık tarafa geçen eski jedi’lerin emrinde jedilere saldırırlar, Han Solo olsun, Luke olsun, Anakin olsun her an bu robotlarla burun buruna gelirler, ışın tabancalarıyla dövüşmeye çalışan bu robotlar beceriksiz ve düşük seviyede zekaya sahiptirler, üstelik de sevimsizlerdir biraz evet, ama severiz, stormtrooper iyidir, ekşındır, güzeldir =)

optimusprime

Optimus Prime

Transformers da bulunan çok kahraman çok şahane olan bu robotta bir liderin bütün özellikleri bulunur, yiğittir, hızlı dönüşür, pratik düşünür, düşmanı altetmek için dayanılmaz bi istek duyar, esasen optimus prime candır, hep olsundur =)

walle_eve

Wall-e & Eve

Ailemizin robotları evet, fanı olduğumuz, çöp sıkıştırmacı robot Wall-e ile sevdiği gadın robot Eve, aşklarını yaşamak için bütün galaksiyi mekan olarak kullanmaktan çekinmezler, bu ikiliyi izlemek insanı çok mutlu ediyor, candır canandır bu ikisi evet, yaa evlat isteği wall-e gibi çocuum olsun istiyorum ya, böle bi üçgen bakış, böle bi manitacılık, efendim yalnızlık çekme yok, öyle sevimli, böyle romantik, hemen teybine basıyo önüne astığı bi romantik şarkı çalmalar felan bi böyle dünya sevimlisi kıroluklar yapmacalar, hele bi de hamam böceği var ya arkadaşı, hey allahım ya, Eve de çok güzel ki, evet öle =)

t-1000

T-1000

Şimdi bütün robotları sayıp T-1000’i saymazsam ayıp etmez miyim ki sizce de, ne dersiniz, Terminatör serisin gördüğü gelmiş geçmiş en karizmatik robottur kendisi kanımca, daha sahneye adım atar atmaz inanılmaz gergin bi müzük çalmaya başlar, dı dıt dıt dı dıv diye ve saklanmanız gerekebilir, bence esasen amaçları doğrultusunda ilerleyen 10 numara bi robottur kendisi, o olmazsa naapardık bilmiyorum, keep your friens close, keep your enemy closer 😉

robocop

Robocop

çocukluğumuzdan beri süper polis robokop bizi suçlulara karşı korudu, kendimizi güvende hissettik, o olmasaydı bugün sokaklarda daha çok terör daha çok şiddet olurdu, ölümcül bir yaralanmanın sonucunda robot haline dönüştürülen sadık ve yetenekli polisimiz robocopla birlikte maceradan maceraya koştuk evet =)

bsg_cylon_robot

Cylon Centurionlar

bişiy dicem ki bence bu Centurionlar gördüğüm en korkunç robotlardan evet, öyle korkutucular ki, yürüyolar ya böle, silahlarını çıkarıp insanlara doğru uff kesin kaçmak gerekiyo onlardan, Battlestar Galactica’da 4.5. sezona kadar pek de fazla akıllı sayılmayan bu robot kardeşlerimiz, o sezona doğru bilinçlerinin açılmasıyla ayaklandırlar, ve sürekli herşeyi kendilerine yaptıran saylonlara bile karşı çıkar pozisyona geldiler, e fizik kuvvet de var, bakalım, bi de böyle maskesini vermişlerdi böyle bu robotların, evde takıp takıp gezmiştim, çok eğlenmiştim negsel bişiy=))

number-six

Number Six

Robotta şu ana kadar gelinmiş son nokta olarak gördüğüm bu Cylon Modelimiz, ürkütücü güzellikteki bir kadın oyuncumuz tarafından canlandırılıyor evet, üst derisi tamamen insana benziyor, hatta bazı cylonlar kendilerinin robot olduğunu bile bilmiyor, esasen bazı hisler dışında kişinin cylon olduğunu anlamak bile pek mümkün görünmüyor, çok başarılı numaralandırılmış Cylon modellerinin içinde ise en beğendiğimiz robot 6 numaralı olan evet kesin, hatta oyuncunun anlattığına göre alışveriş yaparken Cylon rolnde olduğunu analyan kişiler gerçek hayatta kendisinden ürkerek kaçıyorlarmış, oysa robot candır, kaçmayın efenim cık cık =)


Philiser

Serbest Çağrışım Engellenemez... Marks'tan ve Engels'ten tam bağımsız olarak oluşturulan bu blog manifestosu, bir bardak kahve, bir dilim pasta eşliğinde yürürlüğe girmeyi beklemektedir. Sonuçta gökkuşağının altından çok atlar geçecektir, hipopotamlar ise her zaman çok vahşi olmayı sürdürecektir.
Blog yukarıdaki zeminden aldığı hareketle daireler çizerek bir dertler anlatır. dinleyiniz..

Twitter

Hata: Twitter yanıt vermedi.Lütfen birkaç dakika bekleyip bu sayfayı tazeleyin.

Mart 2009
P S Ç P C C P
« Şub    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031