philiser’s Blog

Archive for the ‘re-act’ Category

kaynakpg2

Darren Aranovsky’nin yönetmiş olduğu bu filmi bu kadar geç izlemiş olmamın nedeni biraz da festival biletlerimin işlerim dolayısıyla yanmasından ötürüdür. Yönetmenimizi Pi, Requem For A Dream, The Wrestler filmlerinden hatırlayabiliriz hemence, hatta dedikodu yapmak gibi olmasın ama 2010 yılında bir de Robocop çekme kararı almış yönetmenimiz, ayrıntılar konuşuldukça buradan duyuracağım.

Filmde Hugh Jackman ve Rachel Weisz hemen dikkatimizi çeken oyuncular oluyor. zaten film süresi boyunca genelde ikisine odaklanıyoruz ama başrolde her zaman izzy’nin fısıltı halinde “Finish it!” diye ısrarladığı hikaye var. Filmimiz 3 hikaye şeklinde izleyicilere aktarılıyor. Öncelikli olarak saçlarını kazıtmış bir Hugh Jackman görüyoruz ve onun bir ağacın dibinde meditasyon yapmasına bakıyoruz. ağaç oldukça yaşlı ve enteresan geliyor gözümüze, Tommy ağaçla konuşuyor, çok az kaldı dayan diyor, burası dünya değil yıldızlarla çevrili uzayda biryer. Bunu anlamıyoruz, derken hemen arkasında, beyaz kar kıyafetleriyle izzy beliriveriyor ve ona, yılın ilk karı yağıyor, hadi benimle gel diyor, tommy gelemeyeceğini belirtiyor, izzy’nin ısrarları fayda etmiyor.Bu sırada hugh jackman’ın saçlarının uzadığına şahit oluyorz, mekan ise hastane koridorları ve izzy yine kar kıyafetleriyle ve dışarıya çıkıyor, tommy’nin doktor olduğunu birazdan gireceği bir ameliyatta anlıyoruz, özenle ameliyat ettikleri şey bir maymun, derken Tommy’nin aklına önceden hazırlmış oldukları bir ağacın özünden oluşan formülü bir başkasıyla karıştırmak geliyor ve bunu maymuna enjekte ediyorlar. sonraki sahnelerde ise izzy’nin beyninde ölümcül bir tümor  olduğunu ve tommy’nin bu tümörü küçültmek adına bir takım formüllerle uğraştığını görüyoruz. Bir yandan da ortaçağ İspanya’sında bir prensesin (yine Rachel Weisz) adamlarını (liderleri Hugh Jackman) hayat ağacını bulmaya yolladığını ve engizisyondan kaçmak için tek çarenin ölümsüzlük olduğunu söylediğini duyuyoruz.

fountain

Tüm bunlar olurken izzy ve tommynin birbirlerine olan tutkularını, izzy’nin ölümün anlamını çözmesini ve tommy’nin bunu kabullenememesini izliyoruz. İspanyada geçen hikayenin ise izzy’nin kitabının bölümleri olduğunu yavaş yavaş farkediyorz. kitabın son bölümünü kocasının yazması için boş bırakan izzy, zaman zaman bir hayal şeklinde, fısıltıyla tommy’e “finish it” diyor. tommy ise “nasıl biteceğini bilmiyorum” diye cevaplıyor, izzy ise “biliyorsun” diyor.

görüntülerin inanılmaz bir akıcılıkla gözümüzün önünden geçtiği adeta kadife tonlarına olan bu filme eşşiz güzellikte müzikler eşlik ediyor. Hugh Jackman’in da oyunculuğunun güzelliğinden bahsetmeden geçemeyeceğim, öyle sade öyle doğal ki, hemen hikayenin içine kayıveriyor, 3 ayrı hikayeye de kayıtsız kalamıyorsunuz. bazen ters bazen de düz ama karmaşık açılarla filmi bizlere aktaran Darren Aranovsky’nin bence son yıllarda yapmış olduğu en iyi çalışma bu film. Filmin sonuyla ilgili spoiler vermek istemiyorum, herkesin izlemesi görmesi gerekiyor ama, geçekten öyle çok beğendim ki, beğenimi sözlerle anlatabilmek oldukça zor. bir daha ve bir daha izledim evet, sizlere de tavsiye ediyorum, elif ve mehmet’e de bana ısrar ettikleri için teşkkürü borç bilirim efendim…

thefountain7

 12cc38ce3519c731med

Şimdi yazmayayım beni dizi manyakı sanacaklar diyorum ama olağanüstü şeyler oluyor, özellikle de bu dizide. İlk günden beri kaçırmadan izlediğim, vakti zamanında da hepimizin çok sevdiği Terminatör filmlerinin konusundan devam ediliyor. 2’den önce 3’ten sonra sloganıyla da bize gizli kalmış ayrıntıların tanımını veriyor adeta. Dizi hiç görmediğimiz bi yerden, Sarah Connor’un henüz ölmediği, John Connor’ında (Thomas Dekker) henüz 16 yaşında bir genç olduğu bir tarihten başladı. Karşımızda eski kaslı sert ifadeli Sarah Connor yerine bu dizide ışıl ışıl, oldukça güzel bir kadın karşılıyor bizleri (Lena Headey) . Başlangıçta alışmakta zorlansam da sonradan oyunculuğu ile beni etkilemeyi başaran bir karakter. Dizide daha önce 2. sinema filminde akıl hastanesine kapatılan Sarah Connor’un oldukça fazla siyaset ve felsefe okuduğunu görüyoruz, hatta zaman zaman her bölümde onun ağzından II. Dünya Savaşında atom bombasının atılmasını ilişkin liderlerin karar sonrası konuşmalarını ya da bilim adamlarının buluşlarından dolayı bazen hayata küstüklerini duyabiliyoruz. Zaten dizi adından da anlaşılacağı gibi Sarah Connor’un Günlükleri olduğundan hikaye onun aslında bir bakıma hiç görmediğimiz duygulu anne sözleriyle aktarılıyor. Öte yandan daha önce hiç görmediğimiz 3 karakteri de izleme fırsatı buluyorz ki benim diziyi bu kadar çok sevme nedenlerim aslında daha çok bu karakterler. James Ellison (Richar T. Jones) başlarda Sarah Connor’un peşindeki dedektif rolündüyken sonradan ona inanmaya başlayan bir adamı oynuyor. Daha önce 4400den tanıdığımız Tess (Summer Glau) adlı karakter bu dizide Cameron adlı bir Cyborg’e hayat veriyor(muhtemelen adının Cameron olması da film serisindeki yönetmen James Cameron’a bir saygı niteliğinde olsa gerek). Bir balerin zerafetiyle diziye giren bu kadın John Connor’un gelecekten yolladığı bir robot. Ama daha en başından da azcık azcık farkettiğimiz üzere o biraz farklı bir robot. Sanata düşkün ve müziğe göre dans edebiliyor. Zaten dizinin bi yerinde Sarah Connor’un ağzından eğer makineler sanatı yapmayı da öğrenirlerse onları insanlardan ayıracak ne kalabilir ki geriye diyecektir, işte tam da bu sözleri duyduğumuz an Cameron bir piyano konçertosuyla ekranımızda bir kuğu gibi salınacak ve bale yapacaktır, bu durumun getirilerinden kuşku duymaya başlıyorum. Terminator Filmleriyle senaryo açısından zaman zaman çelişen bu dizimiz gün geçtikçe bizi kendine çekmeye devam ediyor.

tscc1

Haftalar boyu izlediğim en güvenilir robot olduğunu düşündüğüm ve John’a bağlılığından hiç şüphe etmediğim Cameron ise bölümler ilerledikçe başına gelen bir kazadan sonra eski mission’una geri dönüp John’u öldürmeye çalışıyordu ayrıca 2.04’te onun karmaşık bir geçmişi olduğuna da şahit oluyoruz. Evet John ondan vazgeçmedi ve Cameron’u tamir etti ama artık her an tetikteyiz diyebilirim. John’un amcası Derek Reese (Brian Austin Green) ise diziye geldiği andan beri hem biraz tehlikeli hem de güvenilir bir hava oluşturmayı başarıyor. Ama Cameron’a olan (ve diğer tüm makinelere) nefretini de her an gözlemlemek mümkün. Derek’in gelmesiyle zaman zaman flashbacklerle geriye dönerek yani aslında geleceğe giderek, gelecekteki Connor’un neler yaptığını anlamaya çalışıyoruz. Direniş güçlerinin lideri olan John Connor bazı robotları yeniden programlayıp kendi güçlerine ekliyor. Ama bazen robotlar bir anda eski görevlerine dönebiliyorlar, Cameron gelecekte 1 tane Ciborg’u durdurmaya çalışırken: bazen böyle oluyorlar, kimse neden olduğunu bilmiyor, deyiverip, bizi ürkütmeyi başarıyor. Hem Cameron hem de Derek diziye çok güzel renk katarken Derek’ın John’un amcası olduğunu bilmediğini sanaduralım John’un doğumgününde amcası onu babasının çocukluğuyla karşılaştırıp, aslında herşeyi biliyorum diyerek hepimize ayar vermeyi biliyor. Bu güçlü ve oldukça hüzünlü adamı hayranlıkla izlemeye devam ediyoruz.

tscc2

(Tüm bunların yanında dizi ile ilgili aslında en çok sevdiğim şey dizinin müzikleri. Bütün Terminatör filmlerinde Theme Song olarak kullanılan ve hepimizin dı dıt dıt dı dıv (Brad Fiedel )olarak da mırıldanabileceği melodi zaman zaman müziklerde kendini gösterse de Bear McCreary tıpkı Battlestar Galactica’nın müzikleri gibi bu diziye de el atmış ve olağanüstü Soundtrackler oluşturmuştur. Bu adam artık ne yapsa dinlerim demeye başladım sağda solda evet, onlar nasıl görkemli, karamsar ve epik müziklerdir, her saheneye uyan şahane bestelerdir anlamak mümkün değildir. Diziye bambaşka bir hava katmaktadır. İyi ki de Katmaktadır.)

04_terminator_lg

Şu anda 2. sezonunu izlediğimiz dizi, beni her bölümde daha çok etkiliyor. (2.05)Özellikle Wizard Of Oz’a yapılan göndermeleriyle bu hafta bana çok güzel anlar yaşattı. Amcasıyla birlikte bir askeri kampa gitmek zorunda kalan John orada bir yandan askerliği öğrenedursun öte yandan da gelecekteki komutanının(Martin Bedell) t-888 tarafından öldürülmesini engellemeye çalışıyor. Amcası da onun gözetmeni olarak kampta yanı başında bulunuyor. Kardeşini kaybetmenin hüznüyle dolu olan bu adam yine geçmişini yani geleceğini hatırlayarak bizi aydınlatmaya devam ediyor. Kurtarmaya çalıştıkları Martin gelecekte Derek’ın oldukça yakın bir arkadaşı ve onun John Connor’ı kurtarmak için yaptıklarını izliyoruz. Bölümde t-888 sonunda yenmeyi başaran Connor ve Reese, Martin’le konuşup askeri kamptan ayrılıyorlar. Böyle bir olay almasaydı sevgilisyle birlikte askrliği bırakarak evine dönecek olan çocuk John’a inanıyor ve kendi yolunu çiziyor. Derek Reese ise giderek daha hüzünlü bir hal alıyor ve gelecekte bu çocuğun Connor’u kurtarmak için öleceğini anlatıyor: “we’ve rescued 40 prisoners out there… one of them was John Connor. martin was always a great runner. but no one could outrun a blast like that… he died, john. he died for you. we all die for you…” diyor, çünkü onlarınki böyle bir savaş, çünkü Connor gelecekte böyle bir lider… Tüm bölümde “Oz Büyücüsüneki” Dorothy’nin kahramanlıklarını okuyan anne Connor aslında bir yandan da kendi oğluna göndermede bulunduğundan habersizdir…

terminator2

James Cameron’un çok küçük bir bütçeyle çektiği B tipi bir film olarak tasarlanan The Teminatör(1984) hayatımıza girdiği an bir kült haline geleceği anlaşılmıştı. Arnold Schwarzhenegger’ın (Cyborg) görkemli görüntüsü ve Linda Hamilton’un (Sarah Connor) kaslı vücuduyla ve müthiş müziğiyle hafızalarımıza kazınan bu filmde gelecekten gelen bir Cyborg Sarah Connor’un peşine düşüyor.Yine gelecekten gelen Kyle Reese de Sarah Connor’un geleceğin direniş liderinin annesinin korunmasıyla görevli. Sonuçta Kyle Reese hem bu liderin bilmeden babası oluyor, hem de görevini tamamlamış bir şekilde ölüyordu. İkinci Sinema filmi ise oldukça geç çekilmesine rağmen dev bir prodüksüyon oldu. Termiator 2: The Judgement Day(1991- J.Cameron) serinin en çok ilgi çeken hatta bir efsane haline gelen filmini meydana getirdi. Bu filmde oğlunu korumak için bir Amazon kraliçesi haline gelen Sarah Connor’u, gelecekten gelen birinin görevi Connor’ları korumak diğerinin ise yoketmek olan 2 Cyborg’un mücadelesini ve anne-oğul’un yaşam savaşını izliyorduk. İyi Cyborg rolünde Arnold Schwarzhenegger(t-800) yine çok görkemliyken, daha gelişmiş bir model olan ve bizim yıllarca oyuncunun ismini bile “Civa Adam” olarak anmamıza neden olan Robert Patrick t-1000’in efsane oyuncusuydu. İki Cyborg kıyasıya kapıştılar, bu film hem hasılat rekorları kırdı hem insanlar arasında senaryo ve görselliğiyle bir efsaneye dönüştü. Sonuçta hem Sarah hem de oğlu John hayatta kaldılar ve bu da bir 3. film için olasılık haline geldi. Terminator 3: The Rise of The Machine (Jonathan Mostow) işte bu ihtimallle 2003’te çekilmiştir. Çok yaşlı ve vali olmasına rağmen Arnold Schwarzhenegger’ın da oynadığı bu filmde John Connor rolünde çok sevdiğim Carnivale(2003) oyuncusu Nick Stahl’un oynaması bizi sevindirse de filmden çok fazla hoşlanmadığımızı söylemem gerekir. Ama filmden öğrendiğimize göre t800 modeline olan duygusal bağlılığı yüzünden (bkz. Terminator 2 Arnold) John Connor’un bu model tarafından öldürüleceği yönündedir. Şimdi Terminator 4: The Salvation (Joseph McGinty 2009-Supernatural’den tanıyoruz)  (Trailer izle) çekim aşamasındadır ve öğrendiğim kadarıyla John Connor’un Batman olarak da tanıdığımız Christian Bale oynayacaktır. Bu filmin ayrıntılarını da bir başka gün sizlere yazacağım…

Sonradan gelen edit: Evet yorumlarda söylenmiş ben unutmuştum, Catherine Weaver yeni bir Cyborg t-1000 (yani civa kadın) son bölümlerde bize görünmeye başlayan Garbage grubunun da solisti olan Shirley Manson tarafından canlandırılmakta. Cameron ile karşılaşcağı günü hevesle bekliyoruz, ilerleyen günlerde de buna şahit olacağımızı umuyorum…


Philiser

Serbest Çağrışım Engellenemez... Marks'tan ve Engels'ten tam bağımsız olarak oluşturulan bu blog manifestosu, bir bardak kahve, bir dilim pasta eşliğinde yürürlüğe girmeyi beklemektedir. Sonuçta gökkuşağının altından çok atlar geçecektir, hipopotamlar ise her zaman çok vahşi olmayı sürdürecektir.
Blog yukarıdaki zeminden aldığı hareketle daireler çizerek bir dertler anlatır. dinleyiniz..

Twitter

Hata: Twitter hesabının erkese açık olduğundan emin olun.

Haziran 2017
P S Ç P C C P
« Mar    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930